Banu3Karaca
Banu Karaca
2017/18 Mercator-İPM Araştırmacısı

Banu Karaca siyasi antropoloji, sanat ve estetik, milliyetçilik ve kültürel politikalar, müze ve anma biçimleri alanlarının kesişimlerinde çalışan bir sosyokültürel antropologdur. Karaca doktorasını New York Şehir Üniversitesi’nden aldı. “Decivilizing Art: Cultural Policy and Nationalism in Turkey and Germany” başlıklı çalışmasında sanatın devlet şiddeti içerisinde inşasını İstanbul ve Berlin’in sanat dünyaları üzerine yaptığı kapsamlı araştırma ile inceledi. Son yayınlarından bazıları Avrupa Birliği kültürlerarası değişim programlarının siyaseti, sanatta ifade özgürlüğü, cinsiyetçi savaş hatıralarının ve siyasi şiddetin görselleştirilmesi ve görsel okuryazarlık alanlarındadır. Sanat içinde sansür uygulamaları belgeleyen Siyah Bant isimli araştırma platformunun kurucularındandır. 2015’den beri Transregionale Studien Berlin’de ilk olarak Sanat Tarihi ve Estetik Pratikler ve daha sonra da “Europe in the Middle East-The Middle East in Europe(EUME)” programlarında araştırmacı olarak çalışmatadır.  Şu anda Columbia Universitesi Yayınları’ndan çıkacak olan “Women Mobilizing Memory: The Arts of Intervention” başlıklı cildi Marianne Hirsh ve Jean Howard ile birlikte derlemektedir ve aynı zamanda kayıp, mülksüzleştirilmiş ve yanlış adlandırılmış sanat çalışmalarının Türkiye’de sanat tarihi yazımını nasıl etkilediği üzerine çalışmasına devam etmektedir.

“Dönüm Noktalarında Türk Kültür Dış Politikası : İmkanlar ve Zorluklar”

Bu çalışma bugün Türkiye ve Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı krizlerin sonucunda Türk kültür dış politikasında gerçekleşen değişiklikleri merkezine almaktadır. Proje, 11 Eylül 2001’den sonra kültürel ve sanatsal alışverişi fikrinin hem “küresel güvenlik politikaları” hem de iktisadi ticarete olan katkıları sebebiyle  yeniden önem kazanmasının ardından, Türkiye ve Avrupa Birliği, özellikle Türkiye ve Almanya, arasındaki mevcut gerilim ortamında kültür diplomasisinin ne gibi imkan ve zorlukları bünyesinde taşıdığı sorusunu sormaktadır.

Araştırma dış kültür politikasının bu gerilimleri özgün şekilde yansıtan iki spesifik alanına yoğunlaşmaktadır. Birincisi, Türkiye’nin uluslararası müzelerden tarihi eserlerin iadesi talepleri ve buna bağlı olarak diplomatik krizlere takılan uluslararası ekiplerin arkeolojik kazı izinleri; ikincisi ise Türkiye ve Avrupa’yı on yılı aşkın bir süredir birbirine bağlayan modern sanatsal üretim ve değişim programlarının Türkiye’nin Yaratıcı Avrupa programından Kasım 2016’da çekilmesiyle tehlikeye girmesidir. Araştırma bunların hem Türkiye’nin hareketli sanat ve kültür hayatı için hem de Türkiye’yi yeni oluşan çok önemli bir laboratuvar olarak gören Avrupa için bir kayıp olduğunu ileri sürmektedir.