TR | EN

İstanbul Politikalar Merkezi Bankalar Cad. No: 2 Minerva Han 34420 Karaköy, İstanbul Türkiye    |    +90 212 292 49 39   |   ipc@sabanciuniv.edu - ipc.sabanciuniv.edu

ELİF ÇİĞDEM ARTAN icon down
Elif Çiğdem Artan
Elif Çiğdem Artan
2022/23 Mercator-İPM Araştırmacısı

Elif Çiğdem Artan, müzecilik, şehir çalışmaları, dijital kültür, göç ve toplumsal cinsiyet alanlarında profesyonel ve akademik geçmişi olan bir sosyologtur. IGK-Center for Metropolitan Studies Berlin-New York-Toronto'nun DFG-doktora üyesi olarak, 2019 yılında TU Berlin'de Beşeri Bilimler alanında doktorasını aldı. “The Future of the Present: Autonomous Archiving of Activist Videos” başlıklı doktora araştırma projesinde; temellendirilmiş teori ve etnografik araştırma metodolojilerini uygulayarak New York ve İstanbul'daki İşgal hareketlerinden kalan dijital ortamda oluşturulmuş materyalleri inceledi.

Mayıs 2019 ile Eylül 2022 arasında Berlin'deki DaMigra'da (Dachverband der Migrantinnen e.V.) ırkçılık ve (hetero-)cinsiyetçiliğe dayalı şiddet üzerine araştırmacı olarak çalıştı. DaMigra'daki uzmanlığı, Almanya'da İstanbul Sözleşmesi'nin kapsamlı bir uygulamasının kesişimsel analizi üzerinedir. DaMigra-GREVIO-Shadow Raporunun ve hayatın her alanında herkes için eşit insan hakları talep eden çok sayıda siyasi makalenin yazarıdır.

Atölye çalışmaları yürüterek, konferanslar vererek ve makaleler yayınlayarak araştırma alanlarında küresel olarak aktif olmuştur. Araştırma projelerinin yanı sıra, Federal Alman Göçmen Kadınlar Derneği'nin (Bundesverband der Migrantinnen e.V.) Frankfurt Tarih Müzesi'ndeki arşiv kutusunun koordinatörü ve küratörüdür. Katılımcı müze projesi, kadınları kendi hikayelerinin yazarı ve dolayısıyla kendi kolektif seslerinin küratörü olmaya teşvik ediyor.

Proje: “Berlin ve İstanbul Arasında İstanbul Sözleşmesinde Gezinmek: Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikalarının Sivil Toplum İçin Değişimi” 

Türkiye'nin Temmuz 2021'de İstanbul Sözleşmesi'nden (IC) resmi olarak çekilmesi, münferit bir vaka değildir aksine, kurumsal ve yapısal ırkçılığı ve cinsiyetçiliği teşvik eden Avrupa çapında daha geniş bir hareketi ortaya çıkaran buzdağının görünen ucudur. Avrupa çapında toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin bu tür sağcı popülist siyasi söylemler, İstanbul Sözleşmesi’ni aile kurumuna yönelik bir tehdit olarak algıladı. Bazı Avrupa toplumlarındaki (hetero-)cinsiyetçilik nedeniyle (örneğin, cinsiyet çeşitliliğini kabul etmemek, cinsiyetlere karşı basmakalıp inançlarla mücadele etmemek, eşcinsel evlilik hakkının verilmemesi veya cinsiyet geçişi), birkaç AB ülkesi tarafından İstanbul Sözleşmesi halen ne onaylandı ne de kapsamlı bir şekilde uygulandı.

Bu araştırma projesi, uluslararası bir değişimi kolaylaştırmak için ikili bir model kurarak, Berlin ve İstanbul arasındaki sivil toplum aktörleri arasında (STK'lar, belediyeler ve kurumsal kurumlar dahil olmak üzere) İstanbul Sözleşmesi'nin kapsamlı uygulamasını tartışmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda model, bir yandan göç ve toplumsal cinsiyetin kesişimselliğinde farkındalık yaratmayı başarıyor; diğer yandan, her düzeydeki sivil toplum aktörlerine ve politikacılara (yerel, hükümet ve AB) öneriler sunuyor.