Ana içeriğe atla

15 Temmuz Sonrası Kürt Meselesi ve Sivil Toplum: Diyalog ve Uzlaşı İmkanları

Sciences Po, Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CERI) Araştırmacısı Cuma Çiçek'in 15 Temmuz Sonrası Kürt Meselesi ve Sivil Toplum: Diyalog ve Uzlaşı İmkanları başlıklı raporu Mart 2017'de yayımlandı.

Yönetici Özeti

Bu araştırmada, 15 Temmuz sonrasında Kürt çatışmasında diyalog ve uzlaşı olanakları sivil toplum aktörleri ile parlamento dışı siyasi parti temsilcilerinin gözüyle inceleniyor.1 Araştırmada niteliksel araştırma tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi kullanıldı. Katılımcılara göre, Türkiye uzun yıllar süren demokratikleşme, AB uyum süreci sonrasında askeri vesayetin zayıflaması ve siyaset kurumunun güçlenmesi yönündeki reformlara rağmen askeri darbe girişimlerinin gerçekleşebildiği bir ülke konumunu koruyor. Bu anlamda demokratikleşme, hukukun tesisi ve demilitarizasyon Türkiye toplumunun ve toplumsal aktörlerin önündeki en önemli imtihan olarak duruyor. 15 Temmuz darbe girişiminin halkın ve siyaset kurumunun desteğiyle sivil yönetim tarafından engellenmiş olması Türkiye demokrasisi açısından önemli bir ilerleme olarak kaydedilmelidir. Bu anlamda, 15 Temmuz vakası Türkiye’de toplumsal diyalogun ve uzlaşının inşası yönünde önemli fırsatlar doğurmuştur. Bununla birlikte bu fırsat büyük oranda kaçırılmıştır. Bu konuda esas sorumlu hükümet olmakla birlikte muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri ve medya da sorumluluk sahibidir. 15 Temmuz vakasının ve sonrasındaki gelişmelerin en önemli dinamiklerinden biri de Kürt meselesi etrafında süregelen çatışmalardır. Türkiye’de toplumsal diyalogun ve uzlaşının inşası için Kürt çatışmasını sonlandırmak önem arz ediyor. Araştırmada bu konuda öne çıkan en önemli husus şudur: Kürt meselesi özellikle Suriye’deki iç savaş sonrasında büyük oranda sınır-ötesi ve bölgesel bir mesele haline geldi. Sınır-ötesi dinamikler, Türkiye’nin hem bölgesel hem de uluslararası alandaki pozisyonu, geliştirdiği ilişkiler, dahil olduğu ittifak ağları hem meselenin gidişatını belirliyor hem de bu mesele tarafından şekilleniyor. Suriye iç savaşı merkezli sınır-ötesi ve bölgesel gelişmeler, devam eden şiddet ve siyasetin dışlayıcı, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve ötekileştirici dili Kürt çatışmasında diyalog ve uzlaşı inşası önünde katılımcıların altını çizdiği en önemli engelleri oluşturuyor. Buna karşın, sınır-ötesi ve bölgesel gelişmeler, toplumda artan şiddetsizlik, barış ve huzur talebi ve Türkiye’nin batı dünyasıyla bugüne kadar biriktirdiği ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler temel fırsatlar olarak öne çıkıyor. Kürt çatışmasında diyalog ve uzlaşı için en kritik adımlar olarak Suriye meselesinde bir uzlaşının sağlanmasına ve KCK’nin silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesine; diyalog ve uzlaşı için aktörlerinin çeşitlendirilmesine ve katılımlarının artırılmasına ve son olarak taleplerin, beklentilerin, çözüm programlarının ve yol haritalarının netleştirilerek muğlaklıkların giderilmesine işaret ediliyor. Kürt meselesinin siyasi çözümü bağlamında farklı toplumsal kesimlerin üzerinde mutabakat sağladığı temel hususlar olarak önem sırasına göre şunlar ifade ediliyor: (1) devlet okullarında anadilde eğitim hakkının iadesi, (2) yerel demokrasiyi ve yerinden yönetimi esas alan âdem-i merkezileşme, (3) Kürtlerin varlığının ve kimliğinin anayasal güvenceye alınması, (4) bölgeler arası gelişmişlik farkının giderilmesi ve ekonomik ve sosyal refahın geliştirilmesi ve (5) dağdakiler başta olmak üzere bu meselenin tarafı olmuş aktörlerin topluma dönüşlerinin sağlanması.

Giriş

Çözüm Süreci’nin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Kürt meselesi yeniden çatışma zeminine kaydı. 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) %13,02 oy alması Kürt çatışmasının diyalog ve uzlaşı yoluyla çözümüne dönük büyük bir umut yaratmasına rağmen, Temmuz 2015 tarihinde çatışmalar yeniden başladı. Geçmişten farklı olarak çatışmalar büyük oranda kentsel alanlarda yoğunlaştı ve resmi rakamlara göre 6.000’e yakın insan hayatını kaybetti. Diyarbakır’ın tarihi şehir merkezi Sur içi, Şırnak merkez ve Cizre ilçeleri de içerisinde olmak üzere sekiz yerleşim yeri büyük ölçüde yeniden inşayı gerektirecek ölçüde yıkıldı ve 500 bine yakın insan yerinden edildi. Kentsel alanlarda yaşanan çatışmaların şok edici etkisi devam ederken, Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde kanlı bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Hükümet başta olmak üzere mecliste bulunan dört partinin darbe karşısında aldıkları tutum ve yurttaşların sokaklara dökülmesi darbe girişimini başarısız kıldı.

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Mart 2017

Sayfa Sayısı

20