Yönetici Özeti
Başarısız 15 Temmuz darbesi, Türkiye’deki mevcut devlet yapısını sarsmıştır. Bu sarsıntı, kamuoyunda, daha önceki idari tasarrufları ve politika başarısızlıklarını geçmişte bırakacak kamu yönetimi reformu talebi oluşturmuştur. Bu talep Türkiye’de reformcu liderler için uygun vasat ve meşruiyet sağlamaktadır. Gündeminde reform olan siyasilerin manevra alanı yakın dönemde hiç olmadığı kadar geniştir. İktidar partisi tarafından, birincisi, yönetimin tüm kollarında çoğunlukçu kontrole sahip olacağı ve ikincisi, bürokrasiyi yeniden şekillendirerek bürokratik direnişi saf dışı bırakacağı, güçler ayrımını aşan bir anayasal çözüm formüle edilmiştir. 15 Temmuz sonrası gelişmelerle ordu ve sivil bürokrasi büyük bir darbe almıştır. Ancak devleti yıkımın eşiğine getirenin sivil siyasetin tercihleri olduğu iddiası ve devleti güçlendirmeye bürokratik teşkilattan başlanması sonucunda bürokrasi olayların akışı içerisinde kendisini aklanmış hissetti. Türk devleti için en önemli problemler, yapısal kapasite eksikliği ve kurumsallaşmanın olmamasıdır. Darbe girişimi ve arkasından gelen tasfiyeler, devleti kırılma noktasına getirmiştir. Devlet krizi, bir siyasi değişim sürecinin ortasında meydana gelmiştir; bu bağlamda, iktidar partisi, “bürokratik vesayetin”, parlamenter çoğunluğun yönetme hakkına direncini dengelemek amacıyla, siyasal sistemde, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi çözüm olarak önermektedir. Anayasal değişiklikler, idari düzen ve bürokratik kadrolar üzerinde siyasi kontrolü arttırmayı hedeflemektedir. Bu eksiklikler ve zorluklar ışığında, bu makalede, Türkiye’de devlet krizini aşmak için gerekli olan kapasite geliştirme ve kurumsallaşmanın imkanı, yöntemi ve araçları üzerinde durulacaktır. Reform ve yeniden yapılanma süreci, hükümet, muhalefet ve bürokrasi arasında iş birliği ve belli derecede bir mutabakat gerektirmektedir. Kutuplaşma ve haklardan mahrum bırakma, Türk siyasetinin ziyadesiyle bölünmesine sebep olacaktır. Bürokrasiyi ortadan kaldırma mücadelesi ise ya devlet otoritesini tahrip eder, ya da bürokrasinin krizi kendi lehine çevirebilecek manevrayı yapabilmesi halinde siyasi istikrarsızlık meydana getirir. Dolayısıyla, Türkiye’de artan güvenlik ve kimlik krizlerinin daha da vahim hale getirdiği mevcut devlet krizi, Türk siyasetinde çoğunlukçu karar alma eğilimi ile nihai hedef olan siyasi geçiş arasında tercih yapılmasını zorunlu kılan bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Hükümet, muhalefet ve bürokrasi arasında uyuma dayanan işbirlikçi bir model, normalleşmeyi kolaylaştıracaktır.
Giriş
15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi, Türkiye’de 19. yüzyıl başlarına kadar uzanan modernleşme çabalarının arkasındaki itici güç olan devlet krizini ortaya çıkardı. Türk devletinin modernleşmesi; her şeyin ötesinde, ordunun modernleştirilmesi ve diplomatik güç dengesinin gözetilmesiyle, “devletin bekasını” hedeflemektedir. Bunun sonucunda ortaya çıkan Weberci yol haritası, askeri ve dışişleri bürokrasisini güçlendirdi ve bu iki yapı modernleşme projesinin öncü unsurları haline geldi. Proje, toplum ile organik bağ kuramadığından, etnik çeşitliliği haiz Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasını durduramayıp Cumhuriyet döneminde tepeden inme ulus inşa etme sürecini şekillendirmiştir.
Paylaşılma Tarihi
Mart 2017
Sayfa Sayısı
15