Yönetici Özeti
15 Temmuz 2017 Darbe Girişimi, Türkiye’de “güçlü devlet” düşüncesinin sadece retorik düzeyde geçerli olduğunu göstermiştir. Kalkışma ile güçlü devletin ne kadar içine sızılabilecek ve içeriden ele geçirilebilecek zayıflıkta olduğunu ortaya çıkartmıştır. Diğer taraftan da, en az “zayıf devlet sorunu” kadar önemli olan ve son zamanlarda giderek derinleşen aşırı “kutuplaşma sorunu”nun ve çatışma-güvensizlik ortamının da darbe için uygun zemini hazırladığı unutulmamalıdır. Bu raporda, toplumsal barışın yeniden inşası boyutuna odaklanılmış ve “barış inşası-insani gelişme ilişkisi” üzerinden öneriler geliştirmeye çalışılmıştır. İnsani Gelişme Vakfı’nın hazırladığı Türkiye’de “İnsani Gelişme Endeksi” verilerine bakarak, toplumsal barışın yeniden inşası için insani gelişme alanının öneminin altı çizilmiş, çözüm ve uzlaşma için öneriler sunulmuştur. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)’nın insani gelişme ölçümünde benimsediği kavramsal çerçeve esas alınarak, bireysel deneyimlere dayalı bir kapsam ile saha çalışması verilerine dayalı olarak İnsani Gelişme Vakfı (İNGEV) tarafından üretilen İnsani Gelişim Endeksi-Kamuoyu (İGE-K)’nda, Türkiye geneli için ulaşılan endeks değer (100 üzerinden 59,3), Türkiye’de insani gelişim düzeyinin geliştirmeye açık ve orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, Türkiye’de insani gelişmede ilerlemek için, eğitim ve ekonomik yeterlilik gibi temel alanlarında iyileştirmeye ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Bu bağlamda nitelikli eğitime adil erişim, sosyal güvenlik sisteminin iyileştirilerek ekonomik güvenliğin sağlanması ve gelir dağılımı adaletini sağlayacak yapısal mali düzenlemelerin yapılması gerekli görünüyor. Adalet sistemine güvenin tesis edilmesi de bir diğer önemli konu olarak orta çıkıyor. Ek olarak, kamunun fırsat eşitliğini düzenleyici, katılımcılığı teşvik edici bir rol üstlenmesine ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki belirgin eşitsizliği giderecek tedbirler almasına ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Toplumun din, mezhep ve etnik kimlik farklılıklarına yönelik yüksek toleransı ve gerek gördüğünde sergilediği temkinli tutum ise, atılacak adımlar için, toplumsal zeminin sağlam olduğuna işaret ediyor.
Başlangıç
15 Temmuz Darbe Girişimi, Türkiye’de “güçlü devlet” düşüncesinin sadece retorik düzeyde geçerli olduğunu göstermiştir. Kalkışma ile güçlü devletin ne kadar içine sızılabilecek ve içeriden ele geçirilebilecek zayıflıkta olduğunu ortaya çıkartmıştır. Diğer taraftan da, en az “zayıf devlet sorunu” kadar önemli olan ve son zamanlarda giderek derinleşen aşırı “kutuplaşma sorunu”nun ve çatışma-güvensizlik ortamının da darbe için uygun zemini hazırladığı unutulmamalıdır. Bu bağlamda, ülkenin bir bütün olarak karşı çıkarak başarısız kıldığı darbe girişiminden alınacak temel dersin şu olduğunu önerebiliriz: yönetim düzeyinde, devletin, hem anlayış, hem de kurumsal anlamda, yeniden inşası başarılı bir biçimde gerçekleştirilmeden ve toplumsal ilişkiler ve yaşam düzeyinde de, kutuplaşma ve çatışmagüvensizlik sorunlarına kalıcı çözüm bulunmadan, Türkiye’nin darbelere ve demokrasi dışı müdahalelere karşı kırılgan yapısı devam edecektir.
Paylaşılma Tarihi
Nisan 2017
Sayfa Sayısı
19