Ana içeriğe atla
AB ve Türkiye Gümrük ve Sınırların Dijitalleştirilmesi: Vizeler ve Gümrük Birliği Engellerini Kaldırmak İçin Bir "Teknik Köprü mü?

Depremden Üç Yıl Sonra Antakya'da Yerinden Edilme Sona Ermedi, Biçim Değiştirerek Yayılıyor

2025/26 Mercator-İPM Araştırmacısı Francesco Pasta ve antropolog Şule Can'ın yazdığı ''Depremden Üç Yıl Sonra Antakya'da Yerinden Edilme Sona Ermedi, Biçim Değiştirerek Yayılıyor'' başlıklı İPM-Mercator Analizi yayınlandı.

Giriş

27 Aralık 2025’te, Türkiye’nin güneyi ve Suriye’nin kuzeyinde Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin üçüncü yıldönümü yaklaşırken, Hatay’ın merkezi olan Antakya’da görkemli bir tören düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, yakın müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum gibi üst düzey isimler katıldı.

Cumhurbaşkanı, depremden ağır şekilde etkilenen bölge genelinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından inşa edilen 455.000’inci konutun anahtarını genç bir kıza teslim ederken verilen mesaj açıktı: yeniden inşa süreci büyük ölçüde ilerliyordu ve hükümet vaatlerini yerine getirmişti.1 Törenin arka planı, şehir merkezi ve Cumhurbaşkanlığı konvoyunun geçtiği güzergâh üzerindeki tarihi kent dokusu, Antakya’da ve daha geniş deprem bölgesinde yaşamın “normale döndüğü” izlenimini vermek üzere aceleyle hazırlanmıştı.

Yerinden Edilme Olarak Yeniden İnşa Süreci

Antakya’da gözlemlediğimiz durum, “yerinden edilme olarak yeniden inşa süreci”dir: Türkiye hükümetinin resmi beyan ve politika belgelerinde yer alan birçok taahhütle çelişen, yıkıcı ve yukarıdan aşağıya işleyen bir süreç. Örneğin devletin 12. Kalkınma Planı, depremden etkilenen şehirlerin yalnızca iklim dostu ve afetlere dirençli biçimde değil, aynı zamanda “tarihsel, sosyal ve kültürel dokuları dikkate alınarak” yeniden inşa edilmesini taahhüt etmektedir. Planda açıkça, “yerli nüfusun yerleşimlerine geri dönüşünün sağlanacağı” ve “tarihî ve kültürel dokunun bütüncül bir şekilde ihya edileceği” belirtilmekte; ayrıca “yeni kentsel yerleşimler ile tarihî dokuya sahip eski yerleşim alanları arasında bağlantıların kurulacağı ve güçlü biçimde sürdürüleceği” ifade edilmektedir.

Sonuç

Antakya’dan bakıldığında, hükümetin teşvik ettiği başarılı bir yeniden inşa süreci ve hızlı bir “normale dönüş” anlatısı ikna edici olmaktan uzaktır. Devam eden toparlanma çabaları, otoriteler tarafından verilen taahhütlerin oldukça gerisinde kalmaktadır. Afetin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen sahadaki gelişmeler bu vaatlerle keskin bir biçimde çelişmektedir. Yerinden edilme yalnızca uzayan belirsizlik ve güvencesiz yaşam koşullarıyla sürmekle kalmamakta, sakinler aynı zamanda şehir içinde yeniden yerleştirilmektedir; bu durum toplulukları parçalamakta ve kendi kentinde sürgünlüğün yeni biçimlerini üretmektedir. Yeniden inşa süreciyle ortaya çıkan yapılı çevre, Antakya’da yaşamı tarihsel olarak şekillendiren katmanlı sosyo-kültürel peyzajlarla büyük ölçüde bağdaşmamakta ve sakinlerin kültürel pratikleri ile kimliklerinin sürekliliğini sekteye uğratmaktadır.

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Haziran 2026

Sayfa Sayısı

12

Yazarlar
Francesco Pasta

Francesco Pasta

Francesco Pasta, İstanbul merkezli bir kent araştırmacısıdır. Katılımcı araştırma, toplum öncülüğünde planlama, kentsel yerinden edilme ve mekânın daha geniş siyasetiyle ilgilenmektedir.