Özet
Serinin ilk analizinde, uluslararası ölçekte çevreye duyarlı teknolojiler teriminin çok geniş anlaşıldığı ve iklim değişikliğine uyum ve sera gazı azaltımı ile ilgili her tür teknolojinin bu terim altında değerlendirilebileceği ifade edilmişti. Uygulamada ise bu kadar geniş kapsamlı bir kavramın devletlerce regüle edilebilmesi kolay olmadığı için her devlet iklim değişikliğiyle ilgili öncelik vermek istediği teknolojileri kendisi belirlemektedir. Bu kapsamda, serinin bu analizi Türkiye’nin gözünden çevreye duyarlı teknolojileri yorumlayarak Türkiye’nin konu ile ilgili planlarını tamamlayabilecek politik, yasal ve ekonomik adım önerilerinde bulunacaktır. Bu amaçla, konu hakkında yapılan planlar ve yayınlar incelenmekle beraber konuyla ilgili bazı bakanlıklardan, belediyelerden, kamu kurumlarında ve sektörden seçilmiş temsilcilerle görüşülmüştür. Bu analizde, Türkiye’nin iklim değişikliği veya teknolojilerle ilgili planlarının özetlenmesinden ziyade; yapılmış planlar ve alanda çalışan aktörlerin bakış açısı toplu olarak yorumlanarak gelişmeye açık yerler işaret edilecek ve önerilerde bulunulacaktır. Bu kapsamda beş adet ana çıkarım yapılmıştır: (i) “teknoloji transferi” ve “çevreye duyarlı teknolojilerin transferi” kavramları arasındaki normatif farkların Türkiye’deki ilgili aktörlerce yeterince iyi anlaşıldığı söylenemez; (ii) Türkiye için çevreye duyarlı teknolojilerin kapsamı enerji, bina, sanayi, ulaştırma, atık, tarım, arazi kullanımı ve ormancılık sektörlerinde iklim değişikliğiyle mücadelede rol oynayabilecek tüm teknolojilerle; su yönetimi, gıda güvenliği, biyolojik çeşitlilik ve insan sağlığı konularında değişen koşullara adaptasyon sağlamakta faydalı olabilecek teknolojiler olarak belirlenebilir; (iii) konu hakkındaki mevzuatın belirsizliği, verilerin yeterince şeffaf olmayışı ve idarenin tarafsızlığına olan güven eksikliği ciddi birer sorun teşkil etmektedir; (iv) çevreye duyarlı teknolojilerin transferiyle ilgili her sektörün ihtiyaçları farklıdır; (v) devletin bu konu hakkında attığı ve/ veya atması gereken adımlar, aktörleri teşvik etmek ve desteklemek, uluslararası finansman olanaklarını takip etmek ve sivil toplumla beraber hareket etmek olarak sayılabilir. Yazıda bu çıkarımlarla ilgili analizlere ve önerilere yer verilmiştir.
Sonuç
Türkiye’deki aktörler (özellikle devlet ve özel sektör), iklim değişikliği konusunda ciddi adımlar atmaya hazırlanmaktadır. Ne var ki çevreye duyarlı teknolojileri direkt olarak hedefleyen ve bu teknolojilerin geliştirilmeleri, üretimleri, yaygınlaştırılmaları, ithalatve ihracatıyla ilgili bütüncül politikalar henüz planlanmış değildir ve konu, teknoloji transferi ve kalkınma ilişkisi üzerinden yürütülmektedir. Bu çalışmada açıklandığı gibi, çevreye duyarlı teknoloji transferinin kendine özgü bir normatif anlayış ve politikayla idare edilmesi gerekmektedir. Türkiye bu amaçla harekete geçtiği zaman, öncelikli politikalar kapsamında değerlendireceği çevreye duyarlı teknolojileri, enerji, bina, sanayi, ulaştırma, atık, tarım, arazi kullanımı ve ormancılık sektörlerinde iklim değişikliğiyle mücadelede rol oynayabilecek tüm teknolojiler ile su yönetimi, gıda güvenliği, biyolojik çeşitlilik ve insan sağlığı konularında değişen koşullara adaptasyon sağlamakta faydalı olabilecek teknolojilerm olarak belirlemelidir. Bu kapsamın, AB’nin karbon vergisi uygulamasında yer alan tüm sektörleri ve sağlık sektörünü içerecek şekilde güncellenmesi gerektiği düşünülmektedir.
Paylaşılma Tarihi
Mayıs 2022
Sayfa Sayısı
14