Yönetici Özeti
Bu politika notu, hızlı moda ve tekstil sektörünün çevresel, iklimsel ve sosyal maliyetlerini, sentetik lif kullanımı, plastik ve mikroplastik kirliliği, fosil yakıt bağımlılığı ve emek rejimleri ekseninde bütüncül bir çerçevede ele almaktadır. Küresel ölçekte tekstil üretiminin mutlak artışı ve sentetik liflere dayalı malzeme kompozisyonu, sektörün iklim hedefleri ve döngüsellik iddialarıyla yapısal bir uyumsuzluk içinde olduğunu göstermektedir. Türkiye örneğinde ise sektör, yüksek ihracat ve istihdam kapasitesine rağmen, yaşam ücreti açığı, işçi sağlığı riskleri, enerji yoğun üretim süreçleri ve sentetik elyafa artan bağımlılık nedeniyle çok boyutlu bir dönüşüm baskısı altındadır. Politika notu; üretim hacmini, malzeme seçimini ve tedarik zinciri sorumluluğunu birlikte ele alan bağlayıcı politika araçlarına odaklanmakta; sentetik elyaf azaltımı, temiz ısı dönüşümü, güçlü üretici sorumluluğu mekanizmaları ve adil geçiş ilkelerini temel alan somut öneriler sunmaktadır. Amaç, hızlı modanın yarattığı çevresel ve sosyal riskleri azaltırken, adil ve uygulanabilir bir dönüşüm yol haritası oluşturmaktır.
Giriş
Son yirmi yılda küresel tekstil ve hazır giyim sektörü, üretim hacmi, tüketim hızı ve malzeme bileşimi bakımından tarihsel ölçekte benzersiz bir dönüşüm yaşamıştır. Bu dönüşüm, sıklıkla “hızlı moda” ve son dönemde “ultra-hızlı moda” olarak adlandırılan iş modelleri üzerinden şekillenmiş; düşük maliyetli üretim, yüksek ürün çeşitliliği, kısa kullanım ömrü ve sürekli yenilenen koleksiyonlar, sektörün baskın normları hâline gelmiştir. Bu model, tüketici davranışlarını olduğu kadar üretim coğrafyalarını, hammadde tedarik zincirlerini ve çevresel yüklerin dağılımını da köklü biçimde değiştirmiştir. Textile Exchange’in Materials Market Report 20251 verilerine göre, küresel elyaf üretimi 2000 yılında yaklaşık 58 milyon ton iken, 2024 itibarıyla 132 milyon tona ulaşmış; mevcut eğilimler devam ettiği takdirde bu rakamın 2030 yılında 169 milyon tonu aşması beklenmektedir
Türkiye Tekstil Sektörü
Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, yüksek istihdam kapasitesi, ihracata dayalı yapısı ve Avrupa Birliği pazarına coğrafi yakınlığı sayesinde Türkiye ekonomisinin temel sanayi kollarından biri olarak nitelendirilmektedir.2 Sektör, 2024 yılı itibarıyla resmi rakamlara göre yaklaşık 1,2 milyon kişiye doğrudan istihdam sağlamakta; tekstil ve konfeksiyon ihracatı toplam ihracatın yaklaşık %10–11’ini oluşturarak Türkiye’yi küresel ölçekte hazır giyim ihracatında ilk altı ülke arasına yerleştirmektedir.3 Resmi istihdam sayılarının yanında sektörde çeşitli şekillerde gerçekleşen kayıt dışı istihdam sayılarıyla %50 oranında arttığı da tahmin edilmektedir.4 Müsiad tarafından yayınlanan 2025 istihdam verileri ise 2025 Mayıs ayında isdihdamın 913 bin kişiye gerilediği bildirilmektedir.5 Bununla birlikte son yıllarda artan enerji maliyetleri, kur dalgalanmaları, küresel talep daralması ve AB kaynaklı sürdürülebilirlik mevzuatlarının yarattığı uyum baskısı, sektörün rekabet gücünü önemli ölçüde zorlamaktadır. Ayrıca ekonomik önemine karşın yapısal kırılganlıklarının derinleştiği, yaygın kayıt dışı istihdam, göçmen işgücüne yüksek bağımlılık, düşük sendikalaşma oranları ve ücretlerin büyük çoğunlukla yaşam ücreti eşiğinin altında kalması nedeniyle sektörde sosyal sürdürülebilirliğin ciddi biçimde zayıfladığı ifade edilmektedir.8 Nitekim 2024–2025 dönemine ilişkin yaşam ücreti hesaplamaları, tekstil işçilerinin önemli bir bölümünün artan enflasyon ve yoksulluk sınırı karşısında temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını göstermektedir.9 Çevresel boyutta ise sektör, yüksek su ve enerji tüketimi, kimyasal yoğun üretim süreçleri ve sentetik liflere artan bağımlılık nedeniyle hem ulusal çevre politikaları hem de AB Yeşil Mutabakatı bağlamında artan bir düzenleyici baskı altındadır.10 Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik alanında yürütülen politika ve sektör girişimlerine rağmen, mevcut veriler dönüşümün büyük ölçüde pilot uygulamalar ve gönüllü taahhütlerle sınırlı kaldığını; üretim hacmine dayalı iş modelinin ise temelde sorgulanmadığını göstermektedir. Bu çerçevede Türkiye tekstil sektörü, bir yandan küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumunu korumaya çalışırken, diğer yandan sosyal adalet, çevresel etki ve düzenleyici uyum eksenlerinde derinleşen çok boyutlu bir dönüşüm ihtiyacıyla karşı karşıyadır.
İstanbul Politikalar Merkezi–Sabancı Üniversitesi–Stiftung Mercator Girişimi Hakkında
İstanbul Politikalar Merkezi–Sabancı Üniversitesi–Stiftung Mercator Girişimi, Türkiye-Almanya ve Türkiye- Avrupa arasındaki akademik, politik ve sosyal bağları güçlendirmeyi hedeflemektedir. Ortaklığın kuruluş amacı, küreselleşen dünyada bilgi sahibi olma ve 21. yüzyılın koşullarıyla yüzleşebilmek için fikir ve insan alışverişinin önkoşul olduğu inancından kaynaklanmaktadır. Girişim, Avrupa bağlamında ve küresel ölçekte Türkiye ve Almanya’nın geleceği konusunda kurucu tarafların önemli olduğuna inandığı ABAlmanya-Türkiye İlişkileri ve İklim Değişikliği alanlarına odaklanmaktadır.
Paylaşılma Tarihi
Ocak 2026
Sayfa Sayısı
21
İPM Adına
Sedat Gündoğdu