Ana içeriğe atla
Türkiye’de Demokrasi, Güvenlik,  Devlet Algısı

Türkiye’de Demokrasi, Güvenlik, Devlet Algısı

İPM Kıdemli Uzmanı Evren Balta ve Mercator-İPM Kıdemli Araştırmacısı Hatem Ete’nin kaleme aldığı “Türkiye’de Demokrasi, Güvenlik, Devlet Algısı” başlıklı rapor

Yönetici Özeti

Türkiye’de bugün çok boyutlu bir kriz yaşanıyor. Siyasetin ortak referans noktalarının çözüldüğü bu çok boyutlu kriz döneminde elinizdeki bu araştırma devlet, güvenlik ve demokrasi algısına odaklanıyor. İçinde bulunduğumuz dönemi karakterize eden özelliklerden birisi geniş kitlelerin devlete, siyasete, demokrasiye ve demokratik kurumlara duyduğu güveni yitirmiş olmalarıdır. Siyasete, (anaakım) siyasal partilere ve siyasetçilere yönelik mesafe; siyasette uzlaşma eğilimlerine yönelik kuşku; ana çatışmanın elitler ile halk arasında olduğunu düşünmek ve kendi oy verdiği partiyi halkın tek ve en güçlü temsilcisi olarak görmek ve kurumlara olan derin güvensizlik bütün dünyada yaygınlaşmış durumda. Elinizdeki bu çalışma bu dinamiklerin bir bölümünü Türkiye örneği üzerinden tartışarak demokrasi, devlet ve güvenlik algısı ve kurumlara güven üzerinden bir siyasi harita çıkarmaya çalışıyor.

Değerlendirme

Pew Research yaptığı son uluslararası araştırmasında vatandaşların demokratik yönetişim hakkında nasıl düşündüklerine dair şu tespiti yapar: söylemsel olarak demokrasiye destek bütün dünyada yüksektir ancak bu desteğe ters bir şekilde demokrasiye bağlılık genellikle çok güçlü değildir.20 Demokrasi hakkında soru sorulduğunda, demokrasinin yönetmek için en iyi yol olduğu söylenmektedir. Bununla birlikte, demokratik haklara ve kurumlara yönelik güven genellikle düşük çıkmaktadır. Araştırmanın yapıldığı 38 ülke genelinde yüzde 78’lik bir grup “vatandaşlar tarafından seçilen temsilcilerin neyin yasa olacağına karar verdiği demokratik bir sistemin” ülkelerini yönetmenin çok veya bir şekilde iyi bir yol olduğunu söylemektedir. Bununla birlikte, aynı araştırma, demokratik olmayan yaklaşımlar için önemli bir destek olduğunu da tespit eder. Örneğin yüzde 49’luk bir grup “seçilmiş yetkililerin değil, uzmanların ülke için en iyi olduğunu düşündüklerini” ifade etmiştir. Katılımcıların yüzde 26’sı güçlü bir liderin parlamento veya mahkemelerin müdahalesi olmaksızın karar alabildiği bir sistemi iyi bir yönetim şekli olarak kabul ettiğini söylemiştir. Yüzde 24’ü ise ülkeyi ordunun yönettiği bir sistemin iyi bir sistem olacağını söylemiştir. Vietnam, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Nijerya’da ülkenin neredeyse yarısı bu görüşü dile getirmiştir. Bu eğilimden konsolide demokrasiler azade değildir: Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve Fransa'da araştırmaya katılanların yüzde 17’si askeri yönetimin ülkeyi yönetmenin iyi bir yolu olabileceğine inanmaktadır. Demokrasi, demokrasiye yönelik tutumlar, temel kaygılar ve kurumlara olan güveni ele aldığımız bu araştırmada da benzer bir eğilimin olduğunu ifade etmek yanlış olmaz. Her ne kadar demokrasi ve seçimler temel yönetim biçimi olarak görülse de katılımcıların önemlice bir bölümü bunun istisnaları olabileceğini düşünmektedir. Kısmen, çoğu kişinin demokrasinin işleyişi hakkında hissettiği hayal kırıklığından kaynaklanan bu bağlılık eksikliği liberal demokrasinin kurallarının ve normlarının geri plana atılabilmesinin de bir nedenidir

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Ocak 2022

Sayfa Sayısı

44

Yazarlar
Hatem Ete

Hatem Ete

Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimini ODTÜ Sosyoloji Bölümünde yapan Hatem Ete, 2007-2008'de doktora araştırma bursuyla Columbia Üniversitesi'nde bulundu.

etehatem@gmail.com