Ana içeriğe atla
Türkiye'de Yenilenebilir Enerjiyle Sanayi Gelişimi, Ticaret Fırsatları ve İnovasyon: Elektrik Sektörünü Karbonsuzlaştırmanın Yan Faydalarının Analizi

Türkiye'de Yenilenebilir Enerjiyle Sanayi Gelişimi, Ticaret Fırsatları ve İnovasyon: Elektrik Sektörünü Karbonsuzlaştırmanın Yan Faydalarının Analizi

Bu çalışma, “İklim değişikliği azaltımı yan faydalarının kamu politikaları kurumlarında kapasite geliştirme aracılığıyla yaygınlaştırılması” (COBENEFITS) projesi kapsamında Kasım 2019'da yayımlanmıştır. Bu proje Uluslararası İklim Girişimi (IKI)’nin bir parçasıdır. Federal Çevre, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakanlığı (BMU) Almanya Federal Meclisi’nin kararı doğrultusunda bu girişimi desteklemektedir. COBENEFITS Projesi, Institute for Advanced Sustainability Studies (IASS, Proje Lideri) tarafından, Renewables Academy (RENAC), Independent Institute for Environmental Issues (UfU), International Energy Transition GmbH (IET) ve Türkiye’de Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi ile işbirliği içerisinde koordine edilmektedir.

Yönetici Özeti

Enerji dönüşümü, dünyada elektrik üretimi ve altyapı sektörlerinde yeni yatırımları teşvik etmektedir. Artan enerji ihtiyacını büyük oranda fosil yakıtlarla karşılayan Türkiye’nin gelecekte enerji ithalatına bağımlılığının artma riski oldukça yüksektir. Türkiye’nin kamu politikaları çerçevesi bu konuyu ele alabilmek için, yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji sepetindeki payının arttırılmasına yönelik stratejilerle birlikte yerel üretim sanayisinin geliştirilmesi ve teknoloji transferinin yapılabilmesini sağlamayı da hedeflemektedir. Bu çalışma, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışın sanayi gelişimine ve ticarete yan faydalarını1 ele almaktadır. Çalışma, gelişmekte olan ülkelerde yenilenebilir enerjinin, geleneksel enerji sistemlerine kıyasla, enerji sektöründe sera gazı emisyonları azaltımına ek olarak bir dizi yan faydalarını değerlendiren COBENEFITS projesi kapsamında yürütülmüştür. Bu araştırma aynı zamanda, güneş ve rüzgar enerjisi sektörlerindeki teknolojik açıklar kapatıldığı takdirde, Türkiye’nin faydalanabileceği bölgesel ticaret fırsatları hakkında ön bilgiler de sunmaktadır. Çalışmanın metodolojisi ilk olarak Türkiye’deki güneş ve rüzgar enerjisi sektörlerinin değer zincirlerini tanımlamaktadır. Bu tanımlama, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) elde edilen lisans ve ön lisans bilgileri ile Türkiye’de kayıtlı tüm firmaları ve yerli ve ihracat işlemlerini kapsayan özgün bir idari mikro veri seti (Girişimci Bilgi Sistemi-GBS) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İkinci olarak, üretim ve ticaret değerleri katsayıları hesaplanmıştır. Son olarak ise, yenilenebilir enerji (YE) kurulu gücündeki artışa ilişkin dört senaryoya dayanan sanayi gelişim ve ithalat-ihracat değerleri projeksiyonları gerçekleştirilmiştir. Bu analiz, senaryoları statik bir bakış açısıyla değerlendirirken, düşük yerel üretim değerinden kaynaklanan ticaret açığı ve teknolojik açık da yenilenebilir enerji politikaları tarafından ele alınması gereken temel konular olarak görülmektedir. Temel politika mesajı 1: Türkiye, yenilenebilir enerjinin payını arttırarak sanayi üretim değerini önemli oranda arttırabilir. Türkiye hükümetinin önümüzdeki 10 yıl içerisinde güneş enerji kapasitesini yüzde 60 arttırma ve rüzgar kapasitesini iki katın üzerine çıkarma hedefi ile, güneş değer zincirindeki üretim değerinin on beş kat ve rüzgar değer zincirindeki üretim değerinin yüzde 31 artmasının önü açılmaktadır. Temel politika mesajı 2: Daha fazlası da mümkün: Daha iddialı yenilenebilir enerji patikaları izlenerek, sanayi üretim değeri artışının rüzgar gücü değer zincirinde iki katına çıkması, güneş değer zincirinde ise 2016 yılına kıyasla önümüzdeki 10 yılda sekiz katına çıkması mümkündür. Rüzgar ve güneş toplam üretim değerinin böylece 69 milyar ABD doları artması beklenebilir. Temel politika mesajı 3: Hem güneş hem de rüzgar sektörlerinde ithalat ve ihracat arasındaki teknoloji açığının kapatılması ve üretimde rekabetin teşvik edilmesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörü ticaret dengesinin daha da iyileştirilmesi için büyük önem teşkil etmektedir. Güneş enerjisinde, Türkiye ithalatının yüzde 48’i yüksek teknoloji bileşenlerdir, oysa bu ürünlerin ihracattan aldıkları pay sadece yüzde 4’tür (rüzgar enerjisi sektöründe bu oranlar sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 2’dir). Büyüyen ticaret açığı ve yenilenebilir enerji ekipmanlarının ağırlıklı olarak daha yüksek teknoloji bileşenleri içerdiği göz önüne alındığında, yerelleştirme politikasının bir parçası olarak bu sektörlerde araştırma ve geliştirmeye (Ar-Ge) ve rekabet edebilirliğe yatırım yapmak, Türkiye’de sanayi üretiminin katma değerini artıracaktır.

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Kasım 2019

Sayfa Sayısı

41