Ana içeriğe atla
AB ve Türkiye Gümrük ve Sınırların Dijitalleştirilmesi: Vizeler ve Gümrük Birliği Engellerini Kaldırmak İçin Bir "Teknik Köprü mü?

Türkiye'nin Plastik Atık İthalatı: Çevresel Riskler ve Politika Seçenekleri

2025/26 Mercator-İPM Araştırmacısı Sedat Gündoğdu tarafından hazırlanan "Türkiye'nin Plastik Atık İthalatı: Çevresel Riskler ve Politika Seçenekleri" başlıklı İPM-Mercator Politika Notu yayınlandı.

Yönetici Özeti

Türkiye, son yıllarda plastik atık ithalatında Avrupa’nın başlıca varış ülkelerinden biri haline gelmiştir. Bu eğilim, geri dönüşüm kapasitesinin desteklenmesi ve hammadde ihtiyacının karşılanması gerekçeleriyle savunulsa da, mevcut veriler plastik atık ithalatının ciddi çevresel, toplumsal ve yönetişimsel riskler yarattığını göstermektedir. Türkiye’nin kendi belediye atıklarının önemli bir bölümünü hâlâ etkin biçimde yönetememesi, dış kaynaklı plastik atık akışını ek bir baskı unsuruna dönüştürmektedir. Bu politika notu, plastik atık ticaretini yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil; kirlilik transferi, çevresel adaletsizlik ve ekolojik güvenlik sorunu olarak ele almaktadır. Basel Sözleşmesi, AB Atık Sevkiyat Tüzüğü ve Türkiye’deki mevcut atık yönetimi düzenlemeleri incelendiğinde, yasal çerçevenin varlığına rağmen denetim, izlenebilirlik ve veri şeffaflığı alanlarında önemli boşluklar bulunduğu görülmektedir. Atık ithalatıyla beraber daha da şiddetlenen plastik geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan mikroplastik deşarjları, yasadışı döküm, açıkta yakma ve tesis yangınları; su, toprak, hava ve gıda zinciri üzerinde kalıcı riskler doğurmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin plastik atık ithalatına bağımlı geri dönüşüm modelinden uzaklaşması; ithalatı kademeli olarak sonlandırması, gerçek zamanlı kütle dengesi takibi kurması, bağımsız denetimi güçlendirmesi ve yerli atık azaltımı, yeniden kullanım ve tekrar kullanıma odaklı depozito sistemlerine öncelik vermesi gerekmektedir.

Giriş

Küresel plastik üretimi, 1950 yılında yaklaşık 1,5 milyon ton iken, 2025 yılı itibarıyla 450 milyon tonu aşmış durumda.1 Mevcut eğilimler devam ederse, üretimin 2045 yılına kadar iki kat artması beklenmektedir.2 Plastiklerin %99’u fosil yakıtlardan elde edilmekte ve toplam sera gazı emisyonlarının önemli bir kısmından sorumlu tutulmaktadır. Plastik üretiminin 2050 yılına kadar küresel karbon bütçesinin beşte birini tüketeceği tahmin edilmektedir.3 Bu devasa üretim artışı, yetersiz atık yönetimiyle birleştiğinde; okyanuslara her yıl 8 milyon ton plastik sızmasına, ekosistemlerin mikroplastiklerle bozulmasına ve toksik kimyasalların gıda zincirine karışmasına neden olmaktadır.4 Bugüne kadar üretilen plastiklerin yalnızca %9-10’unun geri dönüştürülebilmiş olması5, sorunun geri dönüşümle çözülemeyecek kadar büyük olduğunu göstermektedir

Sonuç ve Öneriler

Türkiye’nin plastik atık ithalatına dayalı mevcut geri dönüşüm modeli, hammadde ihtiyacını karşılama ve döngüsel ekonomiye geçiş argümanlarıyla meşrulaştırılsa da, sahadan elde edilen veriler bu sürecin bir çevresel kirletici yükü transferi ve atık sömürgeciliği biçimine dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Adana örneğinde belgelenen noktasal mikroplastik kirliliği, geri dönüşüm tesislerinin bizzat kirlilik kaynağına dönüştüğünü ve ESM kriterlerinin teknik ve ekonomik olarak sahada karşılık bulamadığını göstermektedir. 2B Plast vakası gibi örnekler, AB’nin yeni Atık Sevkiyat Tüzüğü kapsamında getireceği bağımsız denetimlerin, şeffaf bir takip mekanizması ve yerel siyasi baskılardan arındırılmış bir çapraz kontrol sistemi olmadan kağıt üzerinde kalmaya mahkûm olduğunu doğrulamaktadır. Türkiye’nin kendi belediye atıklarının %80-90’ını hâlâ bertaraf edemediği bir tabloda, dış kaynaklı düşük kaliteli atık akışına izin verilmesi, yerli toplama sistemlerinin gelişmesini engellemekte ve ülke

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Mayıs/Haziran 2026

Sayfa Sayısı

20

Yazarlar
Sedat Gündoğdu

Sedat Gündoğdu

Sedat Gündoğdu, Çukurova Üniversitesi’nde deniz biyoloğu ve çevre araştırmacısıdır. Çalışmaları plastik ve mikroplastik kirliliğine odaklanmakta olup, özellikle plastik atık ticareti, bunun sosyo-politik boyutları ve iklim etkilerine yoğunlaşmaktadır.