Bu çalışma, 2013 sonrası dönemde Türkiye’nin dış politikası, iç siyaseti, Kürt meselesi ve ekonomik yapısını kapsamlı biçimde analiz etmektedir. Türkiye-Rusya ilişkilerinin; jeopolitik rekabet, tarihsel miras ve değişen enerji bağımlılıkları tarafından sınırlandırılan pragmatik bir işbirliği çerçevesinde şekillendiği, ancak Batı ile ilişkilerin özellikle Rusya-Batı gerilimleri bağlamında belirleyici olmaya devam ettiği vurgulanmaktadır. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerindeki dönüştürücü etkisinin zayıfladığı ve üyelik müzakerelerinin artık yeterli bir çerçeve sunmadığı, bu nedenle AB-Türkiye ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Bölgesel düzeyde ise Türkiye’nin Suriye ve post-Sovyet coğrafyasındaki politikaları; güvenlik, Kürt meselesi ve bölgesel güç dengeleri arasında sıkışmış çok katmanlı stratejik öncelikleri ortaya koymaktadır.
İç politikada çalışma, AKP iktidarı altında Türkiye’nin çoğunlukçu ve otoriter eğilimler gösteren bir yönetime doğru kaydığına, hukukun üstünlüğünün zayıfladığına, siyasi kutuplaşmanın arttığına ve yargı bağımsızlığı ile ifade özgürlüğünün ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekmektedir. Kürt barış süreci ise hem önemli bir fırsat hem de bölgesel çatışmalar ve iç siyasi gerilimler nedeniyle kırılgan bir süreç olarak ele alınmaktadır. Ekonomik açıdan Türkiye’nin 2000’li yıllarda önemli büyüme kaydetmesine rağmen cari açık ve orta gelir tuzağı gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilmektedir. Çalışma, Türkiye’nin gelecekteki istikrarı ve kalkınmasının; kurumsal reformlara, güçlü dış ekonomik bağlara ve dış ile iç politikada dengeli bir yeniden yapılanmaya bağlı olduğunu savunmaktadır.
Yayın Tarihi
Mayıs 2015
Sayfa Sayısı
286