Ana içeriğe atla
Kentli Mülteciler: İstanbul'daki Suriyelilerin Deneyimleri

Kentli Mülteciler: İstanbul'daki Suriyelilerin Deneyimleri

Araştırmacı Auveen Woods'un Kentli Mülteciler: İstanbul'daki Suriyelilerin Deneyimleri (Urban Refugees: The Experiences of Syrians in İstanbul )başlıklı raporu Şubat 2016'da yayımlandı.

Yönetici Özeti

Altı yılı aşkın süredir devam eden şiddet ortamında 200.000’den fazla Suriyeli hayatını kaybetmiş, milyonlarca kişi ise ülke içinde yerinden edilmiş veya komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Süregelen çatışmanın etkileri Avrupa’ya da ulaşmış ve özellikle Almanya gibi ülkelerde mülteci sayısında büyük artışlar yaşanmıştır. İnsan hareketliliğini azaltmaya yönelik bir girişim olarak Avrupa Birliği ve Türkiye, Kasım 2015’te Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan göçmen sayısını azaltmayı amaçlayan bir anlaşmaya varmıştır.

UNHCR’nin Bölgesel Mülteci Müdahale Planı’na göre Türkiye, 2,1 milyon kayıtlı Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Kayıt dışı nüfus da hesaba katıldığında bu sayının yaklaşık 2,3 milyona ulaştığı tahmin edilmektedir. Yaygın algının aksine, Suriyelilerin büyük çoğunluğu mülteci kampları yerine kentsel alanlarda yaşamaktadır. İstanbul’da farklı dinî, etnik ve sosyoekonomik geçmişlere sahip Suriyeliler ile Türk sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilen görüşmelere dayanan bu rapor, kentlerde yaşayan Suriyelilerin karşılaştığı günlük zorlukları ve güvensizlikleri ortaya koymaktadır. Bu sorunların yalnızca birçok kişinin Avrupa’ya yönelmesine neden olmadığı, aynı zamanda mültecilerin ülkeden ayrılma tercihlerinde de doğrudan etkili olduğu vurgulanmaktadır.

Türk devleti Suriyeli mülteciler için 7,6 milyar ABD dolarından fazla kaynak harcamış olsa da, bu harcamaların büyük bölümü ülkedeki 25 mülteci kampına yönlendirilmiştir. Kamplara yakın bölgelerde yaşayanlar dışında, Türkiye’de kentsel alanlarda bulunan mülteciler için kapsamlı bir devlet desteği bulunmamaktadır. İstanbul’daki farklı belediyelerin Suriyeli nüfusa yönelik tutumları, bilgi seviyeleri ve uygulamaları arasında da önemli farklılıklar görülmektedir. Yerel yönetimler, İstanbul Valiliği ve ilgili ulusal kurumlarla koordinasyon içinde altyapı, bakım hizmetleri, sağlık, dinî hizmetler ve su hizmetleri gibi birçok alandan sorumludur. Bu nedenle belediyelerin kendi bölgelerindeki nüfusun büyüklüğü ve ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olması, acil durum planlaması ve hizmet kapasitesinin oluşturulması açısından zorunludur. Bu bağlamda kentlerde yaşayan Suriyeliler, yalnızca insani bir mesele değil, aynı zamanda kalkınma ve mevzuat açısından önemli bir yönetişim sorunu oluşturmaktadır.

Rapor kapsamında görüşülen kişiler, Türkiye’de yaşamaya ilişkin çeşitli sorunlara dikkat çekmiştir. Bazı durumlarda bu sorunlar, Avrupa’ya göç etme kararında temel itici faktörler olarak ortaya çıkmıştır. İkamet izni veya çalışma izni gibi yasal belgelerin ve bunların sağladığı hakların eksikliği; Suriyelilerin banka hesabı açma, çalışma karşılığında ücretlerini güvence altına alma, yasal yollarla konut kiralama ve faturalarını düzenli ödeme gibi temel işlemleri gerçekleştirmelerini zorlaştırmaktadır. Bu durum, Suriyelilerin yaşamlarında sürekli bir güvensizlik ve istikrarsızlık yaratmakta ve Türkiye’de uzun vadeli bir yaşam kurmalarını engellemektedir.

Uyum ve iletişim süreçlerindeki bürokratik sorunlar, kuralların ve yasaların yeterince duyurulmamasına ve zaman zaman tutarsız biçimde uygulanmasına neden olmaktadır. Bu sorunlar, hareket kısıtlamalarının uygulanmasındaki farklılıklardan mültecilerin sahip oldukları haklar konusunda yeterli bilgiye ulaşamamalarına kadar uzanmaktadır. Hukuki hakların tanınmasına ve Türk devletinin Suriyeli çocukların eğitim sistemine dâhil edilmesi yönündeki çabalarına rağmen, özellikle kamp dışındaki bölgelerde sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Kentlerde bazı okulların kapasite yetersizliği, ayrımcılık veya mevzuat eksikliği nedeniyle Suriyeli çocukları kabul etmediğine dair örnekler bulunmaktadır. Benzer şekilde, sağlık çalışanlarının Suriyelilere yönelik uygulamalarında da farklılıklar görülmektedir. Görüşülen kişiler ayrıca, Türkiye’de Suriyelileri ilgilendiren düzenlemelerin hızlı biçimde değişmesinden ve bu değişikliklere ilişkin bilgiye erişimde yaşanan sorunlardan bahsetmiştir. Uygulamadaki tutarsızlıklar ve şeffaflık eksikliği, Suriyelilerin durumunu güvensiz ve sürdürülemez hâle getirmektedir.

Bu çalışma özellikle Türkiye’deki Suriyeli toplulukların karşılaştığı sorunlara odaklanmakla birlikte, benzer zorlukların diğer mülteci grupları tarafından da deneyimlendiğini ortaya koymaktadır. Hukuki tanınmanın eksikliği, kent mültecilerinin yaşamlarında çok sayıda kısıtlamaya neden olmaktadır. Bu durum, Türkiye’deki birçok Suriyelinin deneyimlediği geçicilik ve kalıcılık arasındaki belirsizliği derinleştirmekte ve bazı kişileri Avrupa’ya ulaşmak için tehlikeli yolculuklara çıkmaya yönlendirmektedir.

Bibliyografik Veriler

Yayın Tarihi

Şubat 2016

Sayfa Sayısı

30