Yönetici Özeti
1 Kasım 2015 genel seçimleri, Türkiye’de önemli bir siyasi dönüm noktası olmuş ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) güçlü bir çoğunlukla yeniden tek başına iktidara gelmesini sağlamıştır. Bu sonuç, Haziran 2015 seçimlerinin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik, koalisyon hükümeti kurulamaması ve artan güvenlik sorunları karşısında toplumun istikrar talebini yansıtmaktadır. Seçimler, AK Parti’nin “dominant parti” konumunu güçlendirirken, “Yeni Türkiye” söylemi çerçevesinde yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır. Ancak önümüzdeki dönemde temel mesele, hükümetin daha kapsayıcı ve demokratik bir yönetim anlayışı mı benimseyeceği, yoksa daha merkeziyetçi ve hegemonik bir yönetim modeline mi yöneleceğidir.
Türkiye’nin iç siyasi gelişmeleri, ülkenin bölgesel ve küresel rolüyle doğrudan bağlantılıdır. Suriye iç savaşı, mülteci krizi ve IŞİD tehdidi gibi çok boyutlu krizlerle karşı karşıya kalan Türkiye, bölgesel istikrar açısından önemli bir aktör konumundadır. Milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, Avrupa Birliği ve NATO açısından da stratejik bir ortak niteliğindedir. Bununla birlikte, çevresindeki başarısız devletler, bölgesel güç rekabetleri ve küresel yönetişim sorunları Türkiye’nin dış politika seçeneklerini ve hareket alanını zorlaştırmaktadır.
Çalışma, Türkiye’nin yükselen bir güç olarak konumunu sürdürebilmesinin; iç siyasi istikrarı sağlamasına, demokratik süreçleri özellikle Kürt meselesine ilişkin barış sürecini yeniden canlandırmasına, ekonomik performansını güçlendirmesine ve dış politikada özellikle Avrupa Birliği ile işbirliğini derinleştirmesine bağlı olduğunu vurgulamaktadır.
Yayın Tarihi
Kasım 2015
Sayfa Sayısı
5