Yönetici Özeti
7 Haziran 2015 genel seçimleri, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2002 yılından bu yana ilk kez tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetmesiyle Türkiye’nin siyasi yapısında önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. Muhalefet partileri, özellikle Halkların Demokratik Partisi (HDP), oy oranlarını artırarak siyasi dengeleri değiştirmiştir. Bu sonuçlar, 2011 sonrasında artan otoriterleşme, siyasal kutuplaşma ve demokratik gerilemeye yönelik bir tepki olarak değerlendirilmiş; aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sistemi hedeflerinin kısa vadede gerçekleşmesini engellemiştir.
Ortaya çıkan yeni siyasi tablo, Türkiye–Avrupa Birliği (AB) ilişkileri açısından hem fırsatlar hem de riskler içermektedir. Daha çoğulcu bir siyasi yapı, demokratikleşme sürecinin yeniden canlanmasına ve AB üyelik sürecinin ilerlemesine katkı sağlayabilir. Ancak özellikle milliyetçi partilerle kurulabilecek olası koalisyonlar, Türkiye’nin AB normlarından daha fazla uzaklaşmasına neden olabilecek riskler taşımaktadır.
Bu nedenle Türkiye’nin AB sürecinin geleceği; demokratik reformlara yeniden yönelmesine, hukuk devleti ilkelerini güçlendirmesine ve bu yönde güçlü bir siyasi irade ortaya koymasına bağlıdır.
Yayın Tarihi
Temmuz 2015
Sayfa Sayısı
3
Meltem Müftüler Baç
Meltem Müftüler-Baç, İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi ve Jean Monnet Profesörü olarak görev yapmaktadır.
muftuler@sabanciuniv.edu