Yönetici Özeti
Bu analiz, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin pragmatik işbirliği ile jeopolitik rekabet arasında şekillenen karmaşık yapısını incelemektedir. Türkiye, Ukrayna krizi sırasında Batı yaptırımlarına katılmaması ve Sovyet sonrası bölgede doğrudan çatışmadan kaçınması nedeniyle Rusya’ya karşı daha uzlaşmacı bir aktör olarak değerlendirilse de, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de daha iddialı bir politika izlemektedir.
Bununla birlikte, Rusya’nın özellikle Suriye’deki askeri varlığı ve İran ile Kıbrıs gibi aktörlerle geliştirdiği ilişkiler aracılığıyla bu bölgelerde artan etkisi, Türkiye’nin stratejik konumunu zayıflatmıştır. Çalışma, Türkiye’nin Rus dış politikasının Karadeniz ve Orta Doğu gibi farklı bölgeler arasında kurduğu güçlü bağlantıyı yeterince anlayamadığını ve bu nedenle Rusya’nın artan etkisini dengelemekte yetersiz kaldığını ileri sürmektedir.
Analiz ayrıca, Rusya’nın Sovyet sonrası coğrafyayı temel etki alanı olarak gördüğünü ve Orta Doğu’daki varlığını Batı ile yürüttüğü daha geniş jeopolitik müzakerelerde bir araç olarak kullandığını vurgulamaktadır. Türkiye ile Rusya arasındaki rekabetin en belirgin yaşandığı alan ise Suriye’dir. Türkiye muhalif grupları desteklerken, Rusya Beşar Esad rejiminin en önemli askeri destekçisi konumundadır.
Sonuç olarak çalışma, Türkiye’nin bir bölgede uzlaşmacı, diğerinde rekabetçi olma stratejisinin yetersiz kaldığını savunmaktadır. Türkiye’nin Rusya’nın artan etkisini dengeleyebilmesi için özellikle Karadeniz bölgesinde NATO ve Avrupa Birliği ile daha güçlü bir uyum içinde hareket etmesi gerektiği belirtilmektedir.
Yayın Tarihi
Mayıs 2015
Sayfa Sayısı
3