Yönetici Özeti
Kentler bugünün dünyasını belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğu gibi ekonomik, politik ve kültürel birikimleriyle geleceğin şekillenmesinde de çok önemli bir rol üstleneceklerdir. 1970'lerin sonundan bugüne kentlerde harmanlanan dinamikler, dünyanın her köşesinde ulusal ekonomilerin ve siyasal yapıların dönüşümünde çok daha belirleyici bir duruma gelmiş durumdadır. Birleşmiş Milletler bünyesinde görev alan nüfus bilimciler şehirlerin giderek öne çıkıyor oluşunu ifade etmek için "kent çağı" (urban age) kavramını öne çıkarmışlardır. Bugün dünya nüfusunun yarıdan fazlası hızla büyümeye devam eden kentlerde ikamet etmektedir. Üstelik kentlerde meydana gelen bu hızlı nüfus artış dinamiği Batı dışı ülkelerde çok daha çarpıcı bir düzeydedir. Tanık olduğumuz bu gelişme, üretimin örgütlenmesinden yönetişim mekanizmalarına ve kurumlarına, ekolojik süreçlerden hayat tarzlarına dek toplumsal hayatın her veçhesini dramatik biçimde dönüştürme gücüne sahiptir. Tam da bu nedenle önümüzde eş zamanlı olarak yeni potansiyeller ve karmaşık sorun alanları durmaktadır. Bu potansiyel ve tehditleri anlaşılır kılma ihtiyacı, dünya genelinde akademi camiasını, politika üreten kurumları ve sivil toplum aktörlerini kentler etrafında ortaya çıkan çok boyutlu dönüşüm sürecinin etkilerini izleme, anlamlandırma ve yönlendirme çabası içine sokmuş durumdadır. Türkiye bu eğilim ve gelişmenin dışında kalmadığı gibi kentleşme alanında çarpıcı bir konuma ve dinamiğe sahiptir. Kentleşme olgusu sadece coğrafi ve ekonomik büyüme bağlamında değil, yerel yönetim ve yönetişim alanlarında da ülkemizin mevcut dinamikleri ve geleceği açısından da çok hayati noktada durmaktadır. Türkiye bir anlamda küresel ölçekte tanık olduğumuz eğilimleri kendi özgül bağlamında yeniden üretirken, diğer yandan bu eğilimlerin ortaya koyduğu potansiyelleri ve çatışmaları çok daha sarsıcı biçimde deneyimlemektedir. Bu açıdan özellikle 2000'li yıllarda kentsel alanların geçirdiği dönüşümü anlamak, günümüz Türkiye'sini anlamanın ve elbette ona yön vermenin anahtarı haline gelmiş durumdadır.
Şu anda elinizde tuttuğunuz bu rapor, "Türkiye'nin Kentlerinden Kentlerin Türkiye'sine" araştırmamızın ikinci aşamasını içermektedir. 2017 yılında yayınlanan ilk raporda kentleşme ve kent-bölge kavramları üzerinden 12 kent (Ankara, Eskişehir, İzmir, Bursa, Adana-Mersin, Antalya, Gaziantep, Kayseri, Konya, Diyarbakır, Van ve Samsun) hakkında bir araştırma gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise, küresel ekonomiyle olan bağı, yerel ve bölgesel önemi, sosyo-ekonomik nitelikleri ve sahip olduğu potansiyelleri bağlamında seçilen İzmir, Konya, Adana-Mersin ve Van'da odak grup toplantıları, mülakatlar ve uzman toplantılarını içeren bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Amacımız, örnek olarak seçilen bu kentlerde ortaya çıkan yönetişim tarzlarını ve süreçlerini ele alarak, yerel ölçekte biçimlenen iktidar ilişkileriyle ekonomik yapıların işleyişi arasındaki ilişkinin niteliğini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırmamız yerel kalkınmayı daha etkin ve sürdürülebilir kılacak, kent sakinlerinin demokratik katılım mekanizmalarına daha aktif biçimde dahil olmasını sağlayacak bir yerel yönetim anlayışının ne türden ilkeler üzerine inşa olması gerektiğini tanımlamayı da hedeflemiştir. Bu kapsamda çalışmamız İzmir, Konya, Adana-Mersin ve Van'da yönetişim süreçlerinin nasıl tesis edildiğine, kentlerin değişen ekonomik bağlamlarında iktidar ilişkilerinin