Ana içeriğe atla
Türkiye'deki Suriyeli Mültecilerin Türkçe Dil Eğitimi Deneyimleri ve Kurumsal Yapılar

Türkiye'deki Suriyeli Mültecilerin Türkçe Dil Eğitimi Deneyimleri ve Kurumsal Yapılar

2018/19 Mercator-İPM Araştırmacısı Maissam Nimer’in Türkiye’deki Suriyeli Mültecilerin Türkçe Dil Eğitimi Deneyimleri ve Kurumsal Yapılar başlıklı raporu Kasım 2019’da yayımlandı.

Giriş

Alman ekonomisini yeniden inşa etmek amacıyla 1961 yılında başlatılan misafir işçi (Gastarbeiter) programı kapsamında Almanya’ya 2,8 milyondan fazla Türk göçmen gitti. Başlarda bu “misafir” işçilerin geçici olduğu düşünülüyor, ülkeye “entegre olmaları” için çok az çaba sarf ediliyordu. Zaman geçtikçe ve bu kişiler kalıcı olmaya başladıkça, bu konuyla ilgili politikaların eksik olması eğitime erişim gibi alanlarda eşitsizliğin oluşmasına neden oldu. Çeşitli anlaşmazlıklardan dolayı göç dalgaları büyüdükçe ve Almanya’ya plansız ve düzensiz şekilde daha çok sayıda kişi geldikçe, Alman devletinin harekete geçmesi gerekti. Gelen göçmenlerin entegre edilmesi ve işgücü piyasasına girebilmesi amacıyla milli dilin öğretilmesi için giderek daha çok çaba harcanmaya başlandı.

Sonuç

Yetişkin mülteciler için dil eğitiminin önemi göz önünde bulundurulduğunda tüm Suriyeli yetişkinlere daha sistematik bir biçimde ulaşmaya yönelik ulusal bir politika geliştirilmelidir. Bunun gerçekleşebilmesi için devlet düzeyinde Türkiye’nin Suriyelileri ağırlayan ev sahibi ülke konumunda olduğuna ve Suriyelilerin varlığını kabul etme yönünde bir yaklaşım değişimine ihtiyaç var. Almanya’nın göç ülkesi olduğunu kabullenmesi ve göçmenlere yönelik dil eğitimini de kapsayan entegrasyon politikaları geliştirmesi birkaç on yıl sürdü. Ayrıca, ulusal bir politika ve strateji geliştirmek için çeşitli bakanlıklarla, yani Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’yla koordinasyon içinde çalışmak gerekir. Bu süreçlerin geliştirilmesinde ve kolaylaştırılmasında STK’lara ve diğer kurumlara özel bir rol verilmelidir. Suriyelilerin Türkiye’de uzun süreli kalışlarına paralel olarak, dil öğrenmeyi yüreklendirmek için Türk vatandaşı olmak ile Türkçe öğrenmek arasında bir bağ oluşturulmalıdır. Kamu kurumlarındaki yetkililer, finansman konusunda protokollerle daha merkezi bir sisteme geçilmesini tercih ediyor gibi görünmektedir. Ancak şimdiye kadar bu girişimler proje tabanlı, girişimlerin süreleri ve kaynakları yerel düzeyde kısıtlı olmuştur. Dil eğitimine erişim konusunu sürdürülebilir politikalara dayalı bir biçimde daha kapsamlı hale getirmek fikri resmi söylemde ele alınmamaktadır. Finansman sona erdiğinde uzun vadeli sürdürülebilirliği sağlamak için, devlet çalışmalarının dil eğitimi konusunda çalışan sahadaki aktörlerle iş birliği içinde geliştirdikleri kapsamlı bir stratejiye odaklanması gerekir.

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Kasım 2025

Sayfa Sayısı

50

Yazarlar
Maissam Nimer

Maissam Nimer

Maissam Nimer, göç, eğitim, dil ve sosyal ve cinsiyet eşitsizliği üzerine çalışan bir sosyologdur.

msnimer@gmail.com