Ana içeriğe atla
Türkiye'deki Yetişkin Mültecilere Dil Eğitimi Konusunda Sürdürülebilir Yaklaşımlar

Türkiye'deki Yetişkin Mültecilere Dil Eğitimi Konusunda Sürdürülebilir Yaklaşımlar

2018/19 Mercator-İPM Araştırmacısı Maissam Nimer ve İPM Stajyeri Tuygun Oruç’un “Türkiye’deki Yetişkin Mültecilere Dil Eğitimi Konusunda Sürdürülebilir Yaklaşımlar” başlıklı politika notu Mart 2019’da yayımlandı.

Giriş 

2011’de Suriye’de savaş çıktıktan sonra, birçok Suriyeli Türkiye’ye sığındı. Türkiye önceleri açık kapı politikası benimseyerek Suriyeli mültecilere insani yardım yapmak için kamu fonlarını harcadı1 . Mültecilerin Avrupa’ya yoğun şekilde göç etmeye başlamasından sonra, Türkiye ve AB’nin imzaladığı Türkiye’deki Mülteciler İçin Mali Yardım Programı kapsamında AB, üç yıl boyunca insani yardım faaliyetlerini finanse etmek için milyarlarca avro ödemeyi taahhüt etti. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden (GİGM) elde edilen son verilere göre, Nisan 2018 itibariyle 3,5 milyondan fazla Suriyeli mülteci Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında Türkiye’de bulunuyor2. Bu mültecilerin çoğu orta veya uzun vadede Türkiye’ye yerleşecek gibi göründüğü için dil öğrenimi eğitim3, sağlık4 ve işgücü piyasasına5 erişim dahil bütün alanları etkileyen çok önemli bir konu. Türkiye, mülteci sayısını ve uluslararası finansmanın devam ettiğini göz önünde bulundurarak, uzun süredir devam eden mülteci durumunun yarattığı dil eğitimi vermek gibi zorluklarla baş etmek üzere sürekli yeni planlar ve stratejiler geliştirmektedir. Dil eğitimi, aynı zamanda AB fonlarının en büyük ikinci kısmı olan eğitim6 kapsamındaki konulardan biridir.

Öneriler 

Projeye dayalı modelden daha sürdürülebilir bir modele geçmek için, aşağıdaki önerileri getiriyoruz. Bu öneriler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri düzenlenen çeşitli okuma-yazma kampanyalarında elde edilen deneyimlerin değerlendirilmesine dayanmaktadır10. Türkiye’deki ve mülteci kabul eden diğer ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarının oynayabileceği rolü yansıtmaktadır. Birincisi ve en önemlisi, insani yardımın sürdürülebilir hale gelmesi için, mültecilerin dil öğretimini organize ve koordine etmek üzere bir birim kurulmasına çalışılmalıdır. Dil eğitimi, kamu hizmeti olarak görülmeli ve kurumsallaştırılmalıdır. Dil eğitimi verme ihtiyacı daha yeni ortaya çıkmıştır ve (sağlık veya sosyal yardım gibi) diğer konulardan farklı olarak, bu konuda sıfırdan bir yapı oluşturulmalıdır. Dil eğitiminin daha yaygın hale gelmesini sağlamak ve fonların dağıtımını denetlemek için, İçişleri Bakanlığı yapısındaki Göç İdaresi ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gibi kurumlarla iş birliği kapsamında ulusal düzeyde idare gerekmektedir. Bu tür bir üst yapıyla, yukarıda sayılan yapıların (Milli Eğitim Bakanlığı’nın Halk Eğitim Merkezleri ve belediyelerin İSMEK gibi mesleki eğitim merkezleri) çabaları koordine edilebilir ve denetlenebilir, bireyler söz konusu kurumlara yönlendirilebilir, gelişimleri takip edilebilir ve kimlerin bu hizmetlere erişebildiği veya erişemediği takip edilebilir. Bu yapıyla aynı zamanda kapasite sorunlarıyla ilgilenilebilir ve kurumların kurs kapasitesini artırmak için ek binalar kullanması sağlanabilir. Okuma-yazma kampanyalarında elde edilen deneyimlerden faydalanan belediyeler, eğitim açısından uygun olursa, bu amaca yönelik yeni okullar inşa edebilir.

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Mart 2019

Sayfa Sayısı

8

Yazarlar
Maissam Nimer

Maissam Nimer

Maissam Nimer, göç, eğitim, dil ve sosyal ve cinsiyet eşitsizliği üzerine çalışan bir sosyologdur.

msnimer@gmail.com