Ana içeriğe atla

Yaraları Sarmak: Türkiye'nin Kapsayıcı Ekonomik Büyüme Arayışı

İPM Araştırmacısı Altay Atlı'nın Yaraları Sarmak: Türkiye’nin Kapsayıcı Ekonomik Büyüme Arayışı başlıklı raporu Haziran 2017'de yayımlandı.

Yönetici Özeti

Türkiye’nin ekonomik olarak en geri kalmış bölgeleri olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, ekonomik kalkınmanın önünde ciddi bir engel teşkil eden ve bir türlü kırılamayan bir terör ve çatışma döngüsü içerisinde kalmaktadır.1 Ekonomik sorunlar ve fırsatların yetersizliği bireyleri marjinalleştirerek terör ve çatışma ortamını daha da körüklemektedir. Hükümet tarafından bölge için hazırlanan ve uygulamaya konulan kalkınma planları ile geniş kapsamlı fon ve teşvikler, daha fazla istihdam olanağı sağlayacak bir iş ortamı yaratma konusunda şu ana kadar istenen başarıya ulaşamamıştır. Öte yandan, gerek terör saldırılarının ve güvenlik güçleriyle terör örgütleri arasındaki çatışmaların giderek artması, gerekse komşu ülkeler Suriye ve Irak’a ölümcül bir kaos ortamının hakim olması, durumu daha da kötüleştirmiştir. Bu kısır döngünün kırılması mümkündür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki ekonomik duruma ilişkin makro düzeyde bir analiz yapılarak bulguların yerel paydaşlarla gerçekleştirilen kapsamlı görüşmeler ile çalıştaylar vasıtasıyla sahadan elde edilen verilerle bir araya getirildiği bu makalede; devlet ile yerel aktörler ve kamu ile özel sektör arasında tesis edilecek işbirliği içerisinde planlanmış, rasyonel ve uygulanabilir programların ekonomik faaliyetleri canlandırarak daha verimli bir ekonomik ortamın oluşturulmasına ve güvenlik endişelerinin hafifletilmesine katkı sağlayabileceği, böylelikle de daha güçlü bir ekonomik iyileşme için uygun zeminin hazırlanabileceği öne sürülmektedir. Bölgede salt ekonomik çıktının artırılması ve gayri safi yurt içi hasıla rakamlarının yükseltilmesi amacıyla hareket etmekten ziyade, kapsayıcı büyüme mantığını güden bir yaklaşım benimsenmelidir. Diğer bir ifadeyle, bir taraftan ekonomik üretim artırılırken, diğer taraftan da tüm ekonomik kesimlerin dahil olduğu pazar ve kaynaklara erişimde fırsat eşitliği ve uygun bir mevzuat ortamı sağlayan, ekonomik faaliyette niceliğin yanı sıra niteliği ön plana çıkartan bir kapsayıcılığa ulaşılması amaçlanmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan sorunlar sadece ekonomi kökenli değildir. Ekonomik geri kalmışlık, sorunun sadece bir parçasıdır ve bu nedenle de, kapsayıcı büyüme, ihtiyaç duyulan çok boyutlu çözümün ancak bir parçası olabilir. Bununla beraber, bölge için ekonomik ilerleme, tek başına 1 Bu makale, İstanbul Politikalar Merkezi Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı tarafından yürütülen Darbe Sonrası Çatışma Çözümü ve Demokrasi Fırsatları Projesi kapsamında yazılmıştır. yeterli olmasa da, yaraların sarılmasına katkı sağlayacağı kuşku götürmeyen, hayati derecede önemli ve gerekli bir koşuldur. Bu makalede, genel ekonomik çıktı artışı anlamında bir büyümenin yanı sıra eşitlik ve katılım imkanlarını da sağlayan bir model önerilmekte ve bu doğrultuda bir dizi temel amaç tanımlanarak ele alınmaktadır. Bu temel amaçlardan biri, kalkınma planlarının hazırlanması ve uygulanması sürecinin paydaşları olan kurumların kurumsal kapasitelerinin artırılmasıdır. Bu husus, sadece kamu kurumları için değil, iş dünyasının temsilci örgütleri başta olmak üzere özel sektör için de hayati önem taşımaktadır. Kurumsal kapasite inşası, kamu-özel sektör arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi bakımından da faydalı olabilir. Bu diyalog, kalkınma ve teşvik planlarının hazırlanmasında yerel bilgi akışını ve yerel dinamiklerin dikkate alınmasını sağlamak için gereklidir. Bölgede kritik önem arz eden diğer bir husus, sektörel gelişmedir. Düşük katma değerli ve emek yoğun sektörlerde artış gösteren yeni istihdam olanaklarının yanında, daha yüksek katma değerli, daha az emek yoğun ve daha fazla sermaye ve teknoloji odaklı yeni sektörlere doğru kademeli bir geçiş temin edilmelidir. Ayrıca, bilgi teknolojileri ve turizm gibi orta düzeyde beceri gerektiren hizmet sektörlerine yatırım yapılması önemli yararlar sağlayabilir. Ekonomik ilerlemenin önündeki en önemli engellerden birinin komşu ülkelerle aramızdaki sınır kapılarının kapalı olması başta olmak üzere çeşitli nedenlerle ticaret olanaklarının kaybedilmesi olduğu dikkate alındığında; uzun vadede bölgeye yönelik ekonomik amaçlı bir dış politika paradigmasının benimsenmesi, kısa vadede ise sınır ötesi ticaretin artırılmasına dönük yeni mekanizmaların geliştirilmesi mevcut şartlar altında uygun bir politika tercihi olacaktır. Son olarak, Türkiye, Suriyeli sığınmacıların hem bölgede, hem de ülkenin diğer yerlerinde kapsayıcı büyümeye dahil edilmelerini sağlamalıdır. Suriyelilerin hem tüketici, hem girişimci, hem de çeşitli düzeyde bilgi ve beceri sahibi bireylerden oluşan bir işgücü havuzu olarak bölgesel ekonomiye entegre edilmeleri sadece sığınmacıların değil, aynı zamanda toplumun bütününün de faydasına olacak şartların oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.

Bibliyografik Veriler

Paylaşılma Tarihi

Haziran 2017

Sayfa Sayısı

17

Yazarlar
Altay Atlı

Altay Atlı

Altay Atlı, İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanıdır. Küresel ekonomi alanında stratejik danışmanlık hizmetleri sunan Atlı Global’in kurucusudur. Ayrıca Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans, Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları programında ise lisansüstü dersler vermektedir. Akademik ilgi alanları arasında uluslararası politik ekonomi, Asya-Pasifik ekonomileri ve jeoekonomi yer almaktadır.

altay.atli@gmail.com